Dietmar Hopp ve Hoffenheim

Dietmar Hopp ve hayatı

26 Nisan 1940'ta Hoffenheim köyünün bağlı olduğu Sinsheim kasabasına yaklaşık 40 km uzaklıktaki Heidelberg'te dünyaya geldi. Doğduğunda hepimizin hakkında az çok bir şeyler bildiği 2. Dünya Savaşı başlamıştı. Dietmar, Nazilerin yarı askeri örgütü Sturmabteilung'un (SA - kahverengi gömlekliler diye de bilinir) üyesi ve aynı zamanda öğretmen Emil Hopp'un oğluydu. Emil Hopp, SA ile bazı olaylara da karışmıştı üstelik. Dietmar'ın Rüdiger ve Carola isminde 2 kardeşi de vardı.



Hopp, 1966'da Karlsruhe Üniversitesinde yüksek lisansını tamamladı ve 1968-1972 arasında IBM şirketinde yazılım mühendisi olarak işe başladı. Sonrasında 4 arkadaşı ile birlikte 1972'de işinden ayrıldı ve sahibi olduğu SAP yazılım firmasını kurdu. 1995 yılında spor, tıp, yazılım ve eğitim alanlarında kâr amacı gütmeyen projeleri finanse eden bir vakıf kurdu. Bu vakıfla toplamda 800 milyon €'dan fazla bağış yapıldı.

Hopp, başarıyla yönettiği şirketinden 2005 yılında emekli oldu. Kendisi elbette SAP ile beraber birçok yatırımın içinde bulundu ancak ana konumuz bu olmadığında kariyerini sadece şu cümleyle tamamlayalım; Forbes'e göre kişisel servet sıralamasında 96. sırada bulunuyor. Almanya'da ise en zengin 8. isim durumunda.



Hopp'un TSG Hoffenheim ile olan ilişkisi

Hopp futbola ve spora ilgi duyan bir isim. Futbola olduğu kadar golf sporuna da ilgili. Hatta 1999'da ünlü aktör Sean Connery'den golf sahası satın aldığı da bilinir. Hopp gençliğinde bir dönem futbol oynadığı ve doğduğu bölgenin köy takımı olan Hoffenheim ile özel bir bağa sahiptir.

Takım Oberliga'da (o zamanlar 4. kademe) mücadele ederken 2000/01 sezonu öncesinde teknik direktörlüğe futbolu sakatlıklar yüzünden 28 yaşında bırakmak zorunda kalan, o dönem henüz 35 yaşında olan ve bugün Bayern Münih'in teknik direktörü olan Hans-Dieter Flick getirildi. İlk sezonda göze batan transferler yapılmadı ve takım o sezon Regional Lig'e (bölgesel lig) yükseldi. Ancak ne var ki sonraki 4 sezon boyunca bir türlü 2. Bundesliga'ya yükselemedi takım. 19 Kasım 2005'te Flick ile yollar ayrıldı. Flick günümüzde hala Hoffenheim tarihinde en uzun süre görev alan teknik direktördür. Birkaç geçici isim ile sezon tamamlandıktan sonra hepimizin tanıdığı Ralf Rangnick Temmuz 2006'da göreve getirildi. Rangnick ilk sezonunda takımı 2. Bundesliga'ya çıkarmıştı. Nihayet proje çok daha iyi şekilde işlemeye başlamıştı.

Hopp'un Hoffenheim'ının zaman kaybına tahammülü yoktu. Kesenin ağzı açılmıştı sonunda. Sezon öncesi birçok isim alındı takıma; Demba Ba, Luiz Gustavo, Ibısevic, Eduardo, Ramazan Özcan... Ancak bu isimler Nasser Al-Khelaifi veya Roman Abramoviç gibi milyonlar dökülerek alınmamıştı. Hopp en başından beri planlı ve emin adımlarla ilerliyordu ve Rangnick bu iş için biçilmiş kaftandı. Hopp sadece saha içine değil, stada, modern antrenman tesislerine ve Hoffenheim kırsalının da kalkınıp gelişmesine destek oluyordu.

2007/08 sezonu Hoffenheim adına çok iyi gidiyordu. DFB Pokal'de çeyrek finale çıkılmış, daha da iyisi sezon Gladbach'ın arkasından 2. sırada bitirilmiş ve en süt seviye Bundesliga'ya yükselmişti takım. Hoffenheim iyice dikkatleri çekiyordu üzerine.




Bundesliga'daki ilk sezonlarında ise tam anlamıyla Avrupa kupalarına katılmanın kıyısından dönmüşlerdi. Sezonu 7. sırada bitiren takım emin adımlarla hedeflerine ilerliyordu!

Başarı geldikçe transferler de geliyordu. Kimlerin yolu geçmedi ki takımdan; Andreas Beck, Ryan Babel, Firmino, Sigurdsson, Kevin Volland, David Alaba...

Her şey çok iyi giderken 2007'de kiralık olarak alınan ve 2008'de 1 Milyon €'ya bonservisi alınan Luiz Gustavo'nun Ocak 2011'de 15 Milyon € karşılığında Bayern Münih'e Ralf Rangnick'in rızası dışında satılmasının ardından 2012'de sözleşmesi bitecek olan  Rangnick bu durumu kabullenmeyerek istifa etti. Rangnick'i ilerleyen yıllarda yeni maceralar beklerken Hopp ise ne yapacağını düşünüyordu.

2000-2011 arasında "tıkır tıkır" işleyen proje aksamaya başlamıştı. Hedefini yüksek tutan Hopp'un takımı Rangnick istifa ettiğinde 20. hafta sonunda 8. sıradaydı ve Avrupa'yı kovalıyordu ancak yerine gelen
Marco Pezzaiuoli ile sezon bittiğinde Hoffenheim 11. sıradaydı.

Bunlardan daha kötüsü 2012/13 sezonunda yaşanacaktı. Rangnick'ten sonra ortalama 6 ayda bir teknik direktör değiştiren takım 27. hafta sonunda Markus Gisdol'u göreve getirdiğinde Augsburg'un 4 puan gerisinde 17. sıradaydı. Gisdol kısıtlı sürede takımı 16. sıraya yükseltmiş ve Kaiserslautern ile playout maçı oynayacaktı. Gisdol ile 2 maçı da kazanan Hoffenheim rahat nefes almıştı nihayet.

Ama aynı şeyleri Hopp için söyleyemeyiz belki de...

Takımı ligde tutan Gisdol ile 2013/14 sezonunda önceki sezonlara göre transferlerde daha az para harcanmıştı. Gisdol'lu Hoffenheim o sezonu 9. sırada tamamladı. Gisdol ile işler iyi yürüyordu. 2014/15 sezonu öncesi yine kesenin ağzı açıldı ancak yukarıda söylediğimiz gibi Hopp'un yatırımları sadece saha içinde değildi. Altyapıdan yetişen Nadiem Amiri A takıma yükselmişti. Freiburg'tan Haberer ve kaleci Baumann cüzi rakamlara takıma transfer edildi. Bicakcic, Szalai gibi isimler transfer edilmişti. Toljan, Volland, Firmino, Modeste, Baumann, Szalai... Takım sezona hazırdı artık.

Hoffenheim 2014/15 sezonunda kupada çeyrek finalde Borussia Dortmund'a elenmişti. Ligde ise Borussia Dortmund'da son sezonunu geçiren Jürgen Klopp'un takımının sadece 2 puan arkasında 8. bitirerek Avrupa'yı son anda kaçırmıştı.

2015/16 sezonu ise çok anlamsız şekilde başlamıştı. Firmino'yu rekor transfer ücreti 41 Milyon € karşılığında Liverpool'a, Modeste'yi Köln'e satan kulüp Vargas ve Uth gibi isimleri aldı ancak 10. hafta sonunda 6 puan toplayabilen takımda fatura Gisdol'a kesildi. Yerine getirilen Huub Stevens da yaraya merhem olamayınca 20. hafta sonunda o zaman 28 yaşında olan, hepimizin yakından tanıdığı ve başka bir yazının konusu olan Julian Nagelsmann takımın başına getirilmişti...



Hopp bugün Hoffenheim'in maçlarını oynadığı Rhein-Neckar-Arena'nın da yapım maliyetini üstlenecek kadar takımını seven bir isim. Hoffenheim 2008-09 sezonunda ilk kez Bundesliga'da mücadele etmeden önce maçlarını 6500 kişilik Dietmar-Hopp Stadı'nda oynadı ancak bu küçük stad Bundesliga kriterlerini karşılamadığı için maçlarını yeni bir stadyumda oynamalıydı. Adından da anlaşılacağı üzere Hopp, adının verildiği bu ufak stadı kulübün 100. yılı şerefine 1999'da yaptırmıştı. 2007'de yapımına başlanan Rhein-Neckar-Arena ise 2008/09 sezonunun ilk yarısına yetişmediği için Hoffenheim bu yarım sezonluk sürede maçlarını Carl-Benz Stadı'nda oynadı. Takım Ocak 2009'da yeni stadyumuna kavuşmuştu nihayet.

Hopp 2015 yılından bu yana kulübün %96 hissesine sahip durumda. DFB'nin 50+1 kuralı, bir yatırımcının kulübe aralıksız 20 yıl boyunca destek vermesi durumunda istisnaya uğruyor.


Hopp'a verilen tepkiler

Alman futbolu yıllardır süregelen tribün kültürüne önem veren bir yapıya sahiptir. Onlara göre kulüplerin sahipleri birkaç zengin adam dışında o kulübün taraftarları olmalıdır. Hopp'un ortaya para koyarak Hoffenheim'i köy takımı olmaktan çıkarıp Şampiyonlar Ligi'nde mücadele eden bir takım oluşu her hafta takımını stada giderek destekleyen taraftarın ve ultras gruplarının hoşuna gitmemişti. Almanlarda futbol izleme aktivitesi bizde olduğu gibi "bağırıp çağırarak stres atmak" için değil, tam tersine insanların eşiyle, dostuyla, çocuğuyla haftasonunu güzel bir şekilde geçireceği, maç öncesinde ve sonrasında publarda toplanıp keyifli vakit geçirecekleri bir aktivite olarak görüyorlar.



Herhalde ilk tepkiyi 2011'de Borussia Dortmund taraftarları verdi desek yanılıyor olmayız. Deplasmanda takımını destekleyen Dortmund taraftarları Hopp aleyhine tezahuratta bulunmuş, hatta maç sonrasında bir Dortmund taraftarı tezahurat yaptıkları esnada Hoffenheim kulübü tarafından hoparlör yoluyla cızırtı çıkarıp tezahüratlarının engellendiği gerekçesiyle Hoffenheim kulübünden şikayetçi olmuştu. Olay sonunda Hoffenheim kulübü özür dilemiş ancak Hopp "Bana 90 dakika boyunca hakaret edenin bu kadar duyarlı olmaması lazım. Borussia Dortmund taraftarı suç duyurusunda bulunursa ben de hakaret etmekten dolayı 200 kez suç duyurusunda bulunmam lazım" demişti.

Hopp'a Bundesliga'da en çok tepkiyi veren kulüp Borussia Dortmund olmuştur ve buna karşılık da Hopp her zaman haklı olarak kendisine hakaret edenler hakkında suç duyurusunda bulunmuştur. Bardağı taşıran ve bu yazıyı yazmama sebep olan olaylar ise geçen hafta yaşandı ama bu yaşananların sebebi için biraz geriye gitmemiz lazım...

22 Eylül 2018'de oynanan maçta Dortmund'lu taraftarlar Hopp'u yüzünü hedef işaretine (+) koydukları pankart açtılar. Bunun üzerine DFB spor mahkemesi konuyu ele aldı. Maçın hemen ardından Watzke "BVB adına özür dilerim, etik değerlerimizle örtüşen bir durum değil" dedi. Hatta bu olayın ardından Bayern Münih yöneticileri de olaya dahil olup Bayern'in web sitesinden olayı kınayan bir duyuru yayınladılar. Özetle,

"Hopp kesinlikle kusursuz bir karakter. Böylesi olayları önlemek için birlikte olmalıyız. Dietmar Hopp gibi insanların sporumuzun içinde olmalı, kendisi sosyal projeleri destekleyen, özverili birisi. Futbol bu tür saldırganlığa karşı savaşmalıdır"

diyordu yazıda. Peki Bayern bu olaya neden karışmıştı? Ezeli rakipleri Dortmund'un düştüğü durumdan mı faydalanmak istiyorlardı yoksa gerçekten Hopp'u mu korumaktı amaç?

Eylül 2018'de yaşanan olay sonrasında Dortmund'a para cezası verildi. Ancak 20 Aralık 2019'da oynanan maçta aynı durumlar yaşanınca Borussia Dortmund kulübüne 50 bin € ceza, taraftarına ise önümüzdeki 2 yıl boyunca Hoffenheim maçı için deplasman yasağı geldi.

Dortmund'a verilen bu ceza 21 Şubat 2020 tarihinde açıklandı. 22 Şubat'ta ise Gladbach - Hoffenheim maçı vardı. Gladbach tribünleri aynı posteri kendi tribünlerinde açtı. Maçın hakemi Felix Brych posterin kaldırılması için oyunu durdurdu ve maç devam etti. Maç sonunda Gladbach sportif direktörü Max Eberl "Bu aptal insanların eylemiydi. Bu taraftarların bizimle olmasını istemiyorum. Utanıyorum" diye açıklama yaptı.

Aradan 1 hafta geçmesine rağmen bu öfke dinmiyordu. Her ne kadar takımlar ve taraftarlar rakip olsa da "mevzu" olduğunda ultras gruplarının örgütlenmesi kısa zaman alabiliyordu. Bu tepki aslında Hopp'a değildi. Açık açık DFB'ye tepki vardı çünkü 1 kişi için bütün taraftar grubu ceza almıştı. Öyle ya, Hopp Hoffenheim'in yıllardır sahibiydi. Yoksa taraftarların bu denli örgütlenmesi akıllarına yeni gelen bir durum değildi.

29 Şubat'ta oynanan Hoffenheim - Bayern Münih maçında dananın kuyruğu koptu diyebiliriz. Yine aynı poster, yine aynı küfür; "O. Çocuğu Hopp" Hakem Christian Dingert maçı durdurdu, pankartın kaldırılmasını istedi. Flick, Salihamidzic Bayern tribünlerine gidip taraftarı sakinleştirmek istedi. Maç kaldığı yerden devam etti ama 4-5 dakika sonra yine durdu ve hakem bu sefer oyuncuları soyunma odasına götürdü...



Yaklaşık 10-15 dakika boyunca oyuncular, yöneticiler soyunma odasının önünde olan biteni izliyor, Bayern'li ler Hopp'un yanında onunla konuşuyorlardı. Nihayet hakem tekrardan oyuncuları sahaya davet etti ama bu sefer de hayatımda ilk kez karşılaştığım bir durum oldu. İki takımın oyuncuları aralarında paslaşıyor, kimse top oynamıyordu. Saha kenarında Rummenigge Hopp ile kol kolaydı, tribünlerden ve futbolculardan ara ara alkışlar geliyor, açık açık herkes Bayern'li taraftarların bu durumunu protesto ediyordu.



Bu yaşananların elbette olmaması gerekiyordu. Elbette kimseye hakaret edilmesini istemem.

Ancak!

Verilen bu tepkinin Schalke 04 - Hertha Berlin DFBPokal maçında ırkçı söylemlere maruz kalan Torunarigha için de verilmesini arzu ederdim. Evet Bayern Münih maçı değildi o maç, farklı takımlar oynuyordu ancak Torunarigha o tacizden sonra oyundan çıkmak istemiş ve moral olarak çökmüştü. Maç anında olmasa bile maç sonrasında takımların bu çirkin durum karşısında "dik" durmasını arzu ederdim.

Bayern'in bu tepkisinin arkasında yatan gerçekten bir kişinin uğradığı hakarete karşı çıkmak mı yoksa 2014'ten bu yana çözüm ortağı olduğu şirketin patronunu korumak mıydı, emin değilim. Evet; 1997'den bu yana SAP yazılımı kullanan Bayern Münih, 2014'ten bu yana da SAP ile çözüm ortağı.

Paylaş